Akışın ve Işığın Şiiri
Kendini zorlama,bırak ruhun değişenle beraber aksın,
Bu,nehirlerin yatağını bulması gibi senin kaderin.
İçindeki fırtınayı dindir, kibrin ağır yükünü yere bırak,
Bir fidanın güneşe dönmesi gibi, saf ve yalın kal.
Gökyüzü, toprak, su ve insan yüreği...
Bu dört kutsal nefesi dilinde değil, canında taşı,
Onları sadece bir hava gibi değil,bir hayat gibi solu.
Güzelliğin ve bilgeliğin yanından sakın dilsiz geçme,
Sözlerini hayatın ritmine söylemek için acele et.
Sadece kış kapına dayandığında değil,
Her bahar uyanışında birilerine nefes ol.
İyiyle kötünün ötesinde, bu senin yaşamla sessiz uzlaşman;
Sevgiyle çarpan bir kalpte, hiçbir gölge kök salmayacak.
Binlerce kez gördün denizin sesini,
Ve daha göreceğin binlerce yıldız parıltısı var.
Nazik yüreğinle ne kadar derin ve yücesin;
İçindeki şefkat, görünmez ama ısıtan bir ateş gibi...
Şafağın ışığı bahçelerin tepelerini altınla boyarken,
Yol, huzurlu bir geceye doğru usulca uzanır.
Dağlardan esen rüzgâr, taze toprak kokusu getirir,
Kimse orada kaç yaşında olduğunu düşünmez.
Bilirler, çiçek sadece zamanı geldiğinde açar.
Yüz yıl yaşamak değil, geride bir hoş sada bırakmaktır asıl miras.
Hastalığı iyileştirmezsen ömür yorgun bir yoldur,
Bir insan sevebildiği ve sevildiği sürece, işte tam o kadar gençtir.
Yarın güneş tekrar uyandığında, Şaşkına dönecek ve o kükreyen ışığa bakacaksın.
Sıradan bir yaprağın kımıldanışı bile seni mutlu edecek,
Olağanüstü bir mucizeye şahitlik ediyormuş gibi...
Küçük bir ana sığan o büyük huzuru bulduğun zaman,
Kendini bu dünyanın en şanslı yolcusu say.
Yorumlar 4
Gönlünüze sağlık
Gönlünüze saglık
Gönlünüze sağlık
Gönlünüze sağlık
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.