1 Mayıs: Adı Bayram, Yükü Sessizlik
1 Mayıs…
Adına “İşçi Bayramı” diyorlar.Ama insanın içinden geçen başka bir şey var:Bu gerçekten bir bayram mı?Bayram dediğin nedir?
Bir evde huzur varsa bayramdır.Bir sofrada herkes doyuyorsa bayramdır.
Bir çocuk yatağa tok giriyorsa bayramdır.Peki bugün…Kaç evde bu var?Belki de en acısı, eksikliğin artık fark edilmemesi.İnsanlar yoksulluğa alışmıyor aslında; sadece konuşmamayı öğreniyor.Çünkü her konuşma, bir utancı hatırlatıyor.Her soru, cevapsız bir çaresizliğe dönüşüyor.Sabahın karanlığında uyanan insanlar var bu ülkede.Daha gün doğmadan yola çıkan,yorgunluğu daha başlamadan sırtlanan insanlar…Gün boyu çalışıyorlar.Emek veriyorlar, yoruluyorlar, susuyorlar.Ve akşam eve döndüklerindeellerinde kalan tek şey:yorgunluk.Ama o yorgunluk sadece bedende değil.İçlerinde biriken, yıllardır taşınan bir yük gibi.Söylenmeyen cümlelerin, ertelenen hayallerin, vazgeçilen umutların ağırlığı…Ne bir rahatlık,ne birgüven,ne de “yarın daha iyi olacak” hissi…Sadece bitmeyen bir hesap:Kira nasıl ödenecek?”Faturalar ne olacak?”Çocuk ne yiyecek?”Ve bu soruların hiçbirinin kesin bir cevabı yok.Sadece ertelenen çözümler,
kapatılmaya çalışılan açıklar,ve içten içe büyüyen bir endişe…Ve biz bu güne“bayram” diyoruz.Yarı tok, yarı aç yaşayan insanlarınalkışlaması bekleniyor.Geçinemeyenlerin gülümsemesi…Yetinemeyenlerin şükretmesi…Ve en acısı şu:Onların karşısına geçip,hiçbir şey yokmuş gibi gülünebiliyor.Bu, sadece görmezden gelmek değil.Bu, hissetmemeyi seçmek.
Çünkü hissetmek, insanı sorumluluğa götürür.Görmek, değiştirme zorunluluğu doğurur.Ama görmezden gelmek… en kolay yoldur.Hiç bir kapıyı çaldınız mı?
Gerçekten merak ederek…
“Nasıl geçiniyorsun?” diye sordunuz mu?Bir mutfağa girdiniz mi mesela?Tencerenin altı ne zaman yandı en son?
İçinde ne vardı?Bazen hiçbir şey yoktur.
Sadece su kaynar.Evde yemek varmış hissi olsun diye…O kaynayan su, aslında bir annenin çaresizliğidir.Bir çocuğun umutla bekleyişidir.Ve sessizce yutulan bir hayal kırıklığıdır.
Evde ses çıkmasın diye konuşulmayan geceler vardır.Çocuklar anlamasın diye değiştirilen konular…Ama çocuklar zaten anlar.Sessizlikten anlarlar.
Bir çocuğun gözlerine baktınız mı?
Marketten geçerken
annesine sessizce baktığı o anı gördünüz mü?İstemiyor aslında…Sadece bakıyor.Çünkü biliyor:İstenirse alınamayacak.
İşte o bakış, bir çocuğun erken büyümesidir.İhtiyaçlarını bile dile getirememeyi öğrenmesidir.
Süt…Yumurta…Peynir…Bir zamanlar sıradan olan ne varsa,şimdi birçok evde hesapla alınan,hatta bazen hiç alınamayan şeyler.
Bir çocuğun sağlıklı büyümesiartık bir “hak” değil,neredeyse bir “şans” olmuş.Asgari ücret…Adı asgari ama yükü ağır.
Bir insanın sadece hayatta kalmasına yetecek kadar bile değil artık.
Ve yine deo parayla bir hayat kurulması bekleniyor.Ev tutulması,fatura ödenmesi,
çocuk büyütülmesi…Bütün bunlar,
tek bir maaşa sığdırılmaya çalışılıyor.Bu bir yaşam değil.Bu, hayatta kalma mücadelesi.
Emekli…Bir ömrün yorgunluğu omuzlarında.Yıllarca çalışmış, üretmiş, katkı sağlamış…
Ve şimdi? En temel ihtiyaçlarını bile düşünerek almak zorunda.
Dinlenmesi gereken bir yaşta,geçinmeye çalışıyor.Bu mu karşılığı?
Soruyorum:Hiç durup gerçekten dinlediniz mi bu insanları?Sadece konuşmak içindeğil,anlamak için…Çünkü anlamak,
sorumluluk getirir.Ve belki de bu yüzden
en çok kaçılan şeydir.1 Mayıs…
Kutlanıyor.Ama ne kutlanıyor?
Açlık mı?
Yoksulluk mu?Geçim derdi mi?Belki de bu günün adı yanlış.Belki de “İşçi Bayramı” değil“Görülmeyenlerin Günü” olmalı.
Çünkü bugün,
en çok görülmeyenler var.En çok sesi çıkmayanlar.
En çok içine atanlar.En çok susanlar…Oysa o sessizlikbir çığlıktır aslında.Duyulmadığı için büyüyen,duyulmadıkça ağırlaşan bir çığlık…Ve biz hâlâonu bayram diye adlandırıyoruz.Oysa gerçek şu:Bu bir bayram değil.Bu bir hatırlatma.Bir toplumun,en çok çalışan ama en azkazanan insanlarını
unutmaması gerektiğinin hatırlatması.Bir çocuğun aç yatmasınınnormal olmadığının hatırlatması.Bir insanın çalıştığı hâlde geçinememesininkabul edilemez olduğunun hatırlatması.Ben bugün kutlamıyorum.Ben bugün görüyorum.
Sessizliği görüyorum.Yorgunluğu görüyorum.İçine atılmış kelimeleri görüyorum.Ve şunu söylüyorum:Eğer bir günhiçbir çocuk aç yatmazsa,hiçbir anne “yarın ne pişireceğim” diye düşünmezse,hiçbir işçi emeğinin karşılığınıaramak zorunda kalmazsa…İşte o gün,gerçekten bayram olur.Ama bugün…Bugün hâlâyarı tok uyuyanların günü.Bugün hâlâsessizliğin ağır olduğu gün.Bugün hâlâgörülmeyenlerin günü.Yine de…Tüm zorluklara rağmen çalışan,pes etmeyen,her şeye rağmen ayakta duranherkes için…1 Mayıs İşçi Bayramı kutlu olsun.Ama bu kutlama,bir sevinç değil;bir hatırlayıştır.Vebelki debir gün gerçektenbayram olabilmesi içinatılan ilk adımdır.
Yorumlar 2
Çok güzel açıklanılmış bir yazı olmuş kalemize sağlık ve dilerim bir gün gerçek anlamda kutlanılma yapılacak bir gün olur 👏🏻💫
Yarı tokluk desek daha mantıklı olur sizin de ağzınız yüreğinize sağlık teşekkür ederim 🙏
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.