Zifiri Aydinlik…
Bazen insan en çok kendi içinde kaybolur…
Sesler susar, nefes daralır, zaman ince bir çizgiye dönüşür. Ben o çizgilerin arasında yürüdüm. Her karanlık kıvrımda başka bir sessizlik vardı; ama dikkatle bakınca, en sıkışmış boşlukta bile sızan ince bir ışık gördüm . Belki umut dediğimiz şey, tam da nefessiz kaldığımız yerde içimizden geçmeye devam eden o görünmez çizgidir. Peki insan, karanlığın içinden geçen ışığı gerçekten ne zaman fark eder?
Dehlizlerin nefessizliğinde yankılanan bir suskunluk var içimde. Umman, derinliğini zifire bırakmış; kuyu ise sanki kendi karanlığına kapanmış, dipsizliğini artık saklamıyor. Ben ise bütün bu ortak muhalefetin ortasında, inadına içimi uzatıyorum. Sanki sonsuza dokunabilirmişim gibi… sanki aşk bir yön değil de bir ısrar biçimiymiş gibi…Biliyorum; beyazı aklamaya kalkmak karanlığı inkâr etmek değil. Çünkü beyazın derinliğinde siyah hep durur, ne kaybolur ne silinir, sadece bekler. Siyah-beyaz çizdiğim bu sanatsal çalışmamda da aslında tam olarak bunu anlatmaya çalışıyorum: kontrastın içinde gizlenen o sessiz dengeyi...
yaziYORUM✍🏻
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.