Deneme

Yara, Kendini Terk Ettiğin Yerde Başlar

6 dk okuma 434 okunma
Yara, Kendini Terk Ettiğin Yerde Başlar

Sevda, belki de başkasının gözlerinde kendi yokluğunu keşfetme sanatıdır.

İnsan, ruhunun en karanlık kıvrımlarında sakladığı eksik parçayı bir yabancıda bulacağına inanır. Oysa çoğu zaman sevdiği kişi değildir aradığı; kendi kimsesizliğine verdiği isimdir. Tutunduğunu sandığı şey bir insan değil, düşmekten korktuğu uçurumun kıyısıdır.

Sonra bir gün, kendinden kaçamayacağını anlarsın.

Kendine şu soruyu sormak zorunda kalırsın:

Âşık olduğun gerçekten o insan mıydı, yoksa yalnızlığının soğukluğunu örtebilmek için ona giydirdiğin kusursuz bir hayal mi?

Çünkü insan, karşısındakini her zaman olduğu gibi sevmez. Onu kendi korkularının, beklentilerinin ve eksiklerinin izin verdiği kadar görür. Gerçeğin üzerine kendi arzularından bir dünya kurar ve zamanla o dünyayı gerçek sanır.

Bugün belki de o yanılsamanın enkazında oturuyorsun.

Kalbin artık yalnızca atan bir organ değil; kırgınlıkların sessizce biriktiği eski bir sığınak. İnsan bazen karşısındaki kişiye değil, onun üzerine kurduğu dünyaya yas tutar.

Kaybettiğin yalnızca bir insan değildir.

Onunla birlikte hayal ettiğin gelecektir.

Gerçekleşmeyen ihtimaller, yaşanamayan günler, kurulup yarım kalan hayatlar...

Bazı kayıpların adı yoktur. Çünkü insan, hiç yaşanmamış bir geleceğin bile yasını tutabilir.

İşte o zaman fark edersin:

Vazgeçtiğin yalnızca bir ilişki değildir.

Kendi sınırlarını, kişiliğini ve onurunu usul usul tüketmişsindir. Bir başkasını kaybetmeden önce, farkına varmadan kendinden uzaklaşmışsındır.

Yara, birinin seni terk ettiği yerde açılmaz.

Yara, senin kendini terk ettiğin yerde başlar.

İnsan zamandan çok şey bekler. Acıyı alacağını, eksik kalan yerleri dolduracağını sanır. Oysa zaman her yarayı iyileştirmez; bazen yalnızca acının sesini kısar.

Çığlıklar susar.

Yankıları kalır.

Yine de yıkım bir son değildir.

Çünkü insan en çok dağıldığında kendini görmeye başlar. Çatlayan her kabuk, başka bir varoluşun başlangıcı olabilir. Seni koruduğunu sandığın zırh, belki de büyümeni engelleyen görünmez bir hapishaneydi.

Bazen kırılmak, kendine ulaşmanın başka bir biçimidir.

Sevda yalnızca bir arayış değildir; insanın zihninde gerçekleşen büyük bir dönüşümdür. Yıkılan her hayal, gerçeğin soğuk ama özgürleştirici ışığına biraz daha yer açar.

Hakikat teselli etmez.

Önce yanılsamaları söker.

Sonra insanı, hiçbir maskenin arkasına saklanamayacağı kadar çıplak bırakır.

Ve insan, en çok o çıplaklıkta kendisi olur.

İletişim belki de yalanların bittiği yerde başlar. Fakat hiçbir kelime insanın içindeki hakikati bütünüyle taşımaya yetmez. Bazı şeyler söylenmeden kalır; bazıları söylense bile eksik anlaşılır.

Belki de bu yüzden hiç söylenmemiş cümleler, söylenmiş olanlardan daha ağırdır.

Çünkü sessizlik ihtimallerle yaşar.

“Belki” kelimesi insanın içinde uzun süre kalır.

Belki başka türlü olurdu.

Belki biraz daha konuşsaydık.

Belki kalsaydı.

Belki de en büyük sevda, hiç yaşanmamış olandır.

Tamamlanmayan hikâyeler zihinde kolayca ölmez. İnsan onlara kendi içinde yeni sonlar yazar. Yaşanmamış ihtimallere dönüp durur.

En ağır vedalar da çoğu zaman söylenen sözlerde değil, suskunluklarda gizlenir.

Kişi en çok kendine uzanırken parçalanır.

Ve bazı parçalar ait oldukları yere bir daha dönmez.

Fakat belki de mesele hiçbir zaman eski hâline dönebilmek değildir.

İnsan aynı nehirde iki kez yıkanamaz; çünkü ne akan su aynıdır ne de suya giren insan.

Eski benliğine sığamamak bir yenilgi değildir.

Bu, artık o kalıba sığamayacak kadar değiştiğinin sessiz kanıtıdır.

Tamamlanmak, bir başkasında eksik parçanı bulmak değildir.

Eksiklerinle yaşamayı öğrenebilmektir.

Korkularınla, yalnızlığınla, geçmişinle ve kırgınlıklarınla aynı bedende barışabilmektir.

Çünkü bazı insanlar hayatına kalmak için gelmez.

Sana kendini göstermek için gelirler.

Nerede kendinden uzaklaştığını, ne uğruna sustuğunu ve hangi noktada kendi değerinden vazgeçtiğini fark ettirirler.

Sonra giderler.

Gidişleri her zaman bir ceza değildir.

Bazen dönüşümün bedelidir.

Onlar hayatından çıkar; fakat bıraktıkları yüzleşme seninle kalır.

Sonunda anlarsın ki sevda bir varış değildir.

Bir çözülüştür.

İnsanın başkasına yüklediği anlamların, kurduğu hayallerin ve kendinden sakladığı gerçeklerin yavaş yavaş ortaya çıkmasıdır.

Her çözülüş, insanın kendine doğru attığı acılı ama hakiki bir adımdır.

Şimdi aynaya bak.

Karşındaki kişi seni yaralayan yabancı değil.

O yangından geçen sensin.

Bir zamanlar onun gözlerinde kendini arayan, sevgisini kendi değerinin ölçüsü sanan, gidişini kendi eksikliğinin kanıtı olarak gören sensin.

Ama artık biliyorsun:

Hiç kimse seni tamamlamak için yaratılmadı.

Kimi mutluluğu öğretir.

Kimi acıyı.

Kimi yalnızlığı.

Kimi de yalnızca kendini...

En kıymetlisi ise sana seni gösteren insandır.

Çünkü insan sonunda aradığı kişiye değil, ararken unuttuğu kendisine kavuşur.

Bazen birini unutmazsın.

Sadece onsuz yaşamayı öğrenirsin.

Asıl zafer unutmak değildir.

Onu hatırladığında artık canının yanmamasıdır.

Bir zamanlar seni yıkan bir hatıranın, yıllar sonra yalnızca geçmişte kalmış bir hikâyeye dönüşmesidir.

Ve belki de gerçek sevda budur:

Onca kaybın, yıkımın ve sessizliğin ardından kendine yabancı kalmamayı öğrenebilmek.

Çünkü bazı aşklar bir başkasına ulaşmak için değil, insanı kendisine geri götürmek için yaşanır.

Belki de bütün yolların, ayrılıkların ve yaraların sonunda vardığın yer hep aynıdır:

Kendin.

 

Paylas:

Yorumlar 1

5 / 5 (1 yorum)
Sema Sarı
Sema Sarı

Kaleminize yüreğinize sağlık hocam hem başlık hem de içeriği çok dikkat çekici 👌✍️

Mehmet ali Bağırtan
Mehmet ali Bağırtan Yazar

Yüreğinize ve gözlerinize sağlık; satırlarımın size ulaşmış olması ve bu güzel hissi bırakabilmesi en büyük ödül.

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Mehmet ali Bağırtan

Mehmet ali Bağırtan

İnsan ruhu, en derin karanlıkta bile kendini ele verir. Ben o karanlığı yargılamıyorum; sadece dinliyorum. Çünkü her insan, içinde sakladığı bir mahkemenin sanığıdır. Yazdıklarım da o iç hesaplaşmanın sessiz tutanaklarıdır.

14 Yazı 5,905 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol