Son Kibritin Külü
Son Kibritin Külü
Bir vedadan geriye ne kalırsa heybede,
Öylece duruyor adın, dilimin o en tenha yerinde.
Gece, göğsüme çöken o dilsiz mahkeme;
Sanık da benim, savcı da, o kırık kalem de...
Biz ki aynı gökyüzünün altında üşüyen iki ayrı gurbettik,
Dokunsak birbirimize, kıyamet kopardı, bilirdik.
Bu yüzden hep uzaktan Sevdik, hep o en ince sızıyla,
Bir mumu tutuşturduk, dünyanın bütün karanlığıyla.
Şimdi odada bir saatin tıkırtısı, bir de göğsümün uğultusu,
İçimde çırpınan o kuşun, sana uçmaktan başka yok uykusu.
Zaman mı bizi eskitti, biz mi zamanı aldattık?
Bir avuç kül bıraktık geriye, ne varsa yaktık.
Bak, ellerim hâlâ o son sarılmanın soğuğunda duruyor,
İnsan en çok sustuğu yerden yara alıyor, oradan kanıyor.
Eğer bir gün kalbin güm güm atarsa durup dururken,
Bil ki bir şair ölmüştür bu şehirde, daha gece çok erken...
Yine de helal olsun o göğsüme açtığın derin yara,
Çünkü insan, ancak canı yandığında inanırmış yaşadığına.
Yorumlar 4
Çok teşekkür ederim hocam 😊🍀💫♥️
Çok teşekkür ederim hocam.😊💫🍀
Çok teşekkür ederim 💫🍀🥰😊
Çok teşekkür ederim.💫😊
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.