Sırtımdaki Tablo
Sırtımdakiler
uzaktan bakınca
birkaç çizik sanılır.
Oysa her biri,
içimde kopmuş bir çığlığın
deriye sızmış hâlidir.
Bir tabloyu boyayan ressam
en çok hangi renge batırır fırçasını?
Benimki hep kırmızıya değdi.
Durmadan…
ısrarla…
sanki başka renk yokmuş gibi.
Sürüklendim ben
basamaklardan,
çizgilerden, çerçevelerden
başkalarının çizdiği sınırlardan.
Nereye gittiğimi bilmeden yürüdüm,
ışıklı yolları aradım
ama karanlık,
hep benden önce vardı.
“Günah” dediler.
Susturmaya çalıştılar.
Bir duvara yaslayıp beni,
“tablo ol” dediler
istediğimiz renge boyayalım,
istediğimiz şekle sokalım diye.
Ben…
kaldırım taşlarına kazıdım sırtımı.
En çok da bileklerimi,
ellerimi.
Onlar yorulmayı bilmedi,
acıyla konuşmayı öğrendi sadece.
Bir lodusun içinde
bir renk aradım ben.
O renk olmaktı niyetim.
Mesela kar…
bembeyaz.
Eline aldığında
senin sıcaklığında
yavaş yavaş eriyen—
aynı ben.
Usulca çözülürken içimde hayat,
bir güneş aradım
yakmayan,
ama ısıtan.
Bir kucak…
bir kundak gibi saracak beni.
Ama boğazımda
kadifeyle sarılmış bir düğüm var
her yutkunuşum
bir ateş,
bir güneş gibi
içimi yakıyor.
Yorumlar 4
Kaleminize sağlık çok beğendim ⭐
Klwminize sğlık
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.