Kendine Kesme Bu Faturayı
İnsan zihni tuhaf bir yer.
Kontrol edemediği şeylerin karşısında bile bir çıkış yolu arıyor.
Çünkü insan için “Benim elimde değildi.” demek, bazen “Ben neyi yanlış yaptım?” demekten daha zor.
Belki de bu yüzden bazen hiç sorumluluğu olmadığı şeylerin bile faturasını kendine kesiyor.
Birisi senden uzaklaşıyor.
“Ben fazla mı üstüne düştüm?” diyorsun.
Bir ilişki bitiyor.
“Biraz daha sabırlı olsaydım…”
Bir tartışma yaşanıyor.
“Keşke o cümleyi hiç kurmasaydım.”
Bir insan seni kırıyor.
“Ben de onu kıracak bir şey yapmış olabilir miyim?”
Olan bitiyor ama insanın zihni bir türlü ‘olan oldu’ diyemiyor.
Aynı cümleyi tekrar tekrar düşünüyorsun.
Aynı günü başka türlü yaşamanın yollarını arıyorsun.
“Şunu söylemeseydim…”
“Biraz daha bekleseydim…”
“Daha farklı davransaydım…”
İnsan bazen geçmişi değiştiremediği için değil geçmişte kontrolünün olduğunu düşünmek istediği için kendini suçluyor.
Çünkü “Ben hata yaptım.” demek, “Benim elimden gelen buydu.” demekten daha kolay geliyor.
İlki hala bir kontrol alanı bırakıyor.
Bir dahaki sefere daha dikkatli olursun.
Daha az seversin.
Daha az güvenirsin.
Daha erken fark edersin.
Böylece zihnin kendine küçük bir güvenlik alanı kurar.
Ama hayat her zaman böyle işlemiyor.
Bazen sen doğru şeyi yaptığın halde biri yanlış zamanda gelir.
Bazen sen açıkça konuşursun karşındaki seni duymak istemez.
Bazen sen elinden geleni yaparsın ama karşındaki başka bir seçim yapar.
Bazen iki insanın niyeti kötü değildir. Sadece birbirlerine iyi gelecek yerde durmuyorlardır.
Ve bazen bir ilişkinin bitmesi için ortada tek bir suçlu olması gerekmez.
İki insan vardır.
İki ayrı geçmiş.
İki ayrı korku.
İki ayrı beklenti.
İki ayrı susma biçimi.
Ve bütün bunların arasında verilen yüzlerce küçük karar…
Sonra biz dönüp bütün hikayeyi tek bir cümleye sıkıştırırız:
“Benim yüzümden oldu.”
Hayır.
Belki senin de payın vardı.
Ama pay sahibi olmak demek bütün yükün sahibi olmak değildir.
Hatanı görmek başka şeydir kendini hatandan ibaret görmek başka.
Kendine “Burada benim payım neydi?” diye sormak iyileştirir.
“Her şey benim suçumdu.” demek ise insanı geçmişin içine hapseder.
Çünkü bazı yaralar, cevabını bulamadığımız için değil;aynı soruyu kendimize sormaktan vazgeçmediğimiz için kapanmaz.
O konuşmayı yeniden yapar.
O mesajı yeniden yazar.
O günü yeniden yaşar.
Ve her seferinde kendini biraz daha fazla sanık sandalyesine oturtur.
Oysa bazı şeylerin cevabı yoktur.
Bazı insanların neden gittiğini hiçbir zaman tam olarak anlayamayız.
Bazı ilişkilerin neden yürümediğini tek bir cümleyle açıklayamayız.
Bazı vedalarda “keşke” kelimesinden başka elimizde hiçbir şey kalmaz.
Belki de büyümek bütün bunlara bir açıklama bulmak değildir.
Bazen büyümek açıklayamadığın şeylerle yaşamayı öğrenmektir.
Kendine dürüst ol.
Hatan varsa gör.
Özür dilemen gerekiyorsa dile.
Dersini al.
Ama sonra kendini serbest bırak.
Çünkü sorumluluk almakla kendini cezalandırmak arasında kocaman bir fark var.
Ve geçmişteki her kötü son senin kötü bir insan olduğunun kanıtı değil.
Bazen sadece iki insan ellerinden gelenin yettiği yerde yollarını ayırır.
Belki bugün kendine sorman gereken soru “Nerede hata yaptım?” değildir.
Belki biraz daha adil bir soru vardır:
“Bu hikayede gerçekten bana ait olan neydi?”
Geri kalanını da kendine fatura etme.
Bazı hikayeler senin hatan değildi sadece senin hayatında bitti.
Yorumlar 1
Çok teşekkür ederim. Bazı konular yazarken de okurken de insana biraz dokunuyor. Güzel sözleriniz yazının bana bıraktığı duyguyu tamamladı 🌿
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.