KENDİ KÜLÜM
Zamanın amansız dişlerinde öğütüldü günler,
Ne bir gölge kaldı yürüdüğün yollardan,
Ne de bir fısıltı rüzgârın terkisinde.
Sildim adının bıraktığı o derin çentikleri,
Artık ne bir yara sızlar içimde,
Sana dair ne bir iz kaldı bu şehirde.
Bir kış gecesiydi belki, ya da bir güz yangını,
Hafızamın koridorlarında kayboldu yüzün.
Gözlerinin rengini unuttu aynalar,
Dokunuşun, yabancı bir iklimin rüzgârı şimdi.
Kendi külünden yeniden doğan bir anka gibi kalbim,
Sana ait tek bir zerre bile barındırmıyor içinde.
Şiirler artık seni fısıldamıyor geceme,
Şarkılar başka hikayeleri fırlatıyor yüzüme.
Bir mektubun sararmış kenarı bile kalmadı,
Yaktım geçmişin bütün kırık dökük köprülerini.
Bir yabancısın artık, hiç uğranmamış bir liman,
Büyük bir sessizliğe gömüldü o eski tufan.
Gözlerin yok, sesin yok, kokun çoktan uçtu gitti,
Bu büyük firar, bendeki seni tamamen bitirdi.
Şimdi gökyüzü daha mavi, toprak daha derin,
Sıyrıldım gölgesinden o ağır kelepçelerinin.
Kendi yalnızlığımla ördüm yeni bir dünyayı,
Unuttum seninle kurduğum o yarım rüyayı.
Vakt_i_lal
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.