Herkes Varken Neden Bir Kişi?
İnsan bazen sadakati yanlış yerde arıyor.
Gözün hiç kimseyi görmemesinde mesela.
Oysa insan görür.
Güzel bir yüzü fark eder. Bir ses hoşuna gider. Birinin zekasına, tavrına, gülüşüne takılır. Bazen başka bir hayatın nasıl olacağını kısa bir an düşünür.
Dünya ihtimallerle dolu.
Mesele ihtimallerin yokluğu değil.
Mesele bütün ihtimaller ortadayken kalbinin nereye döndüğü.
Birini seçmek, geri kalan herkesi değersiz bulmak değildir. Başka hayatların da var olduğunu bilip kendi yerini yine aynı insanın yanında bulmaktır.
İlk zamanlar her şey daha kolaydır.
Bir mesajın sesi bile kalbinin ritmini değiştirir. Adını ekranda görmek yetebilir. Birlikte geçirilen birkaç saat, bütün günün ağırlığını hafifletebilir.
Sonra zaman geçer.
Hayat, aşkın etrafındaki süsleri yavaş yavaş kaldırır.
Yorgunluk gelir.
Can sıkıntısı gelir.
Aynı masada oturup farklı şeyler düşündüğünüz akşamlar gelir.
Bir gün sevdiğin insanın daha önce fark etmediğin bir huyuna sinirlenirsin. Bir gün aynı hikayeyi yeniden dinlersin. Bir gün susuşunu yanlış anlarsın. Bir gün kırarsın. Bir gün kırılırsın.
Ve artık birbirinizin yalnızca güzel taraflarını değil gölgede kalan yerlerini de bilirsiniz.
İşte orada başka bir şey başlar.
Çünkü hayranlık güzeli sever.
Merak bilinmeyeni sever.
Heves yeniyi sever.
Ama sevgi tanıdığı bir insana yeniden döner.
Aynı sese.
Aynı ele.
Aynı gülüşe.
Üstelik artık kusurlarını da bilerek.
Belki sadakat tam olarak budur.
Gözlerini dünyaya kapatmak değil.
Dünya önünde açıkken kalbinde ona verdiğin yeri korumak.
Çünkü karşına daha güzel biri çıkabilir.
Daha neşeli biri.
Daha etkileyici biri.
Sana henüz bilmediğin şeyler hissettiren biri.
Ama bir insanın hayatındaki yeri yalnızca güzelliğiyle kurulmaz.
Birlikte geçirilen sıradan akşamlarla kurulur.
Sesindeki yorgunluğu tanımakla.
Bir cümlenin devamını bilmekle.
Kalabalık bir yerde gözlerinin onu aramasıyla.
Başına gelen iyi bir şeyi ilk ona anlatmak istemekle.
Birlikte susabilmekle.
Zaman böyle böyle iki insanın arasına görünmez bir geçmiş yerleştirir.
Sonra bir gün fark edersin.
Karşındaki kişi artık yalnızca sevdiğin biri değildir.
Hayatının içinde izi olan biridir.
Belki bu yüzden sadakat bana hiçbir zaman “Senden başkasını görmüyorum” cümlesi kadar basit gelmiyor.
Çünkü insan görür.
Hayat da göstermeye devam eder.
Başka yüzler, başka yollar, başka ihtimaller çıkar önüne.
Ama bazen sevginin en güzel hali bütün o ihtimallerin içinden geçip aynı yere dönmektir.
Ve sevdiğin insana sessizce şunu söyleyebilmektir:
“Dünya önümde.
Ama benim gözümün döndüğü yer hala sensin.”
Yorumlar 3
Ne güzel bir dilek bu. Teşekkür ederim. Sevgiyi güzel gören, güzel taşıyan insanlara denk gelmek hepimize nasip olsun🌸
Ne güzel ifade etmişsiniz 🌸 Güzel dileğiniz ve kıymetli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Gönlümüze göre yollarımız olsun🤍
İnsan bunu aslında teoride bilir; sevdiği insanın da bir insan olduğunu, göreceğini, beğeneceğini, hayatın önüne ihtimaller çıkaracağını bilir. Ama iş kalbe gelince teori susar. İnsan sevdiğini biraz da sıkı sıkı tutmak ister. Çünkü kaybetme ihtimali, sadakatten çok daha eski bir korkudur. Belki de bu yüzden “gözün başkasını görmesin” derken aslında söylemek istediğimiz çoğu zaman “beni bırakma”dır. Oysa gerçek sevgi, birini dünyadan saklamak değil; dünya bütün ihtimalleri önüne sererken onun yanında kalmayı seçmektir. Belki insanın en büyük yanılgısı da burada başlar: Sevilmek isterken özgürlüğü, sadakat isterken ihtimalleri unutmak... Oysa sevgi bir kafes değil,olmamalı... Çok güzel kalemin, keyifle okudum, okurken düşündüm sorguladım. Yüreğine sağlık
Okurken durup düşündürmesi benim için en güzel karşılık. Farklı yerlerden bakıp aynı metinde buluşabilmek de ayrı bir güzellik. Kıymetli yorumun için teşekkür ederim 🌿
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.