Hayatı Daha Yaşanılır Kılan Sözcük: Vefa
Hayatı süsleyen kavramların başında vefa kelimesi gelir. Vefa, Arapça kökenli bir kelime olup Arapça'da "borcunu ifa etmek, sadakat" anlamları ile ilişkilidir. Buradan anlaşıldığı üzere pasif bir hâlin aksine bir fiil, hareket söz konusudur. Bu yüzden vefa kavramı doğası gereği bir eylem gerektirir. Onu asıl güzel yapan şey de tam olarak budur: Bize yapılan bir iyiliği, yardımı veyahut güzel davranışı unutmamaktır ve aynı Arapça anlamında olduğu gibi geçmişte bize iyilik yapan insanlara zamanı geldiğinde bu iyilik borcumuzu ifa etmemiz, yani ödememizdir. Vefa davranışını gösteren kişi aynı zamanda ahlaki sorumluluğunu da yerine getirmiş olur. Çünkü vefa ahlaki bir ödevdir, insan olmanın bir gerekliliğidir.
Ama bir de vefasız kişiler var. Ah, o kişiler yok mu... Bazen elimizdeki ekmeğin yarısını paylaştığımız, derdini dert edindiğimiz, düşerken daha yere değmeden tuttuğumuz, birlikte ağladığımız, birlikte güldüğümüz ama ansızın arkasına bakmadan çekip giden, hatır nedir bilmeyen insanlar... Sanki hiç dara düşmemiş gibi veyahut dardayken elinden tutan siz değilmişsiniz gibi sizi yok sayarlar. İnsan o kadar iyilik bilmez bir varlık ki darlıktan çıktığında sanki hep bolluktaymış gibi davranır. Nitekim yüce kitabımız Kur'an-ı Kerim'in çeşitli ayetlerinde insanın nankörlüğüne dikkat çekilmektedir. Nankör insan unutur, öyle bir hatırlamaz ki hiç tanımamış gibi... Sonra siz yaptığınız iyiliklerle kalırsınız. Aslında buradaki maksat hayatta her şeyi karşılıklı yapma ilkesi değil. Buradaki asıl mesele hiç olmazsa yeri geldiğinde hatırlanmaktır. İşte vefa sanıldığı kadar zor bir şey değil. Çünkü hatırlamak, hatırlanmak da bir vefadır.
Dilerim ki yüce Rabbim her daim vefalı insanlarla denk getirsin.
Vefa ile kalınız.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.