Hatırladığım Gibi Değil
Geçenlerde yıllar önce yaşadığım bir olayı düşündüm. Daha önce de aklıma gelmişti ama bu kez başka bir ayrıntısı dikkatimi çekti. Sonra şunu düşündüm: Acaba anı mı değişmişti yoksa ben mi?
Geçmişi sabit bir şey sanıyoruz. Yaşanmış, bitmiş ve orada kalmış gibi. Oysa yıllar geçtikçe bazı olaylara verdiğimiz anlam değişiyor. Bir zamanlar bizi çok kızdıran bir şey bugün o kadar önemli gelmeyebiliyor. O zaman sıradan bulduğumuz bir an ise yıllar sonra zihnimizde daha fazla yer kaplayabiliyor.
Hafıza biraz tuhaf çalışıyor.
Bir insanın yüzünü hatırlayıp sesini unutabiliyoruz. Bir konuşmadan tek bir cümle kalıyor ama geri kalanını çıkaramıyoruz. Bazen bir günü bütünüyle unutuyoruz ama o gün giydiğimiz kazağı, masadaki bardağı ya da odanın ışığını hatırlıyoruz.
Neden bazı ayrıntıların kaldığını bilmiyorum.
Çocukluk anılarında bunu daha fazla hissediyorum. O zaman büyük görünen meselelerin bir kısmı bugün bana küçük geliyor. Bazılarını ise şimdi düşününce daha iyi anlıyorum. Demek ki yalnızca geçmişi hatırlamıyoruz. Bugünkü aklımızla ona yeniden bakıyoruz.
Bazen eski halime de şaşırıyorum.
Yıllar önce yazdığım bir şeyi gördüğümde ya da eski bir konuşmaya denk geldiğimde, “Ben bunu gerçekten söylemiş miyim?” dediğim oluyor. Bugün aynı cümleyi kurmazdım. Aynı şeye aynı tepkiyi de vermezdim.
Ama geçmişteki kendimize bugünkü aklımızla bakmak pek adil değil.
Çünkü o gün sonucu bilmiyorduk.
Bir karar verirken sonrasında ne olacağını görmüyorduk. Kimin kalacağını ya da kimin gideceğini, hangi seçimin bize iyi geleceğini bilmiyorduk. Şimdi geriye dönünce bazı şeyler çok açık görünüyor. O gün ise değildi.
Bunu kitaplarda da fark ediyorum. Yıllar önce okuduğum bir kitabı yeniden elime aldığımda aynı yerlerde durmuyorum. Bir zamanlar altını çizdiğim cümle bana artık sıradan geliyor. Daha önce fark etmediğim başka bir cümle ise bu kez uzun süre aklımda kalıyor.
Kitap değişmiyor.
Okuyan insan değişiyor.
Belki geçmiş de biraz böyle.
Yaşananlar yerinde duruyor ama onlara bakan kişi aynı kalmıyor. Bu yüzden bir anıyı yıllar sonra başka türlü hatırlamamız bana artık garip gelmiyor.
Belki hafıza bize olanı eksiksiz anlatmıyor. Belki biraz seçiyor biraz siliyor ya da bugünkü halimize göre yeniden düzenliyor.
Bu yüzden “Ben her şeyi olduğu gibi hatırlıyorum." demek bana fazla iddialı geliyor.
Kendi geçmişim konusunda bile bu kadar emin değilim.
Bildiğim tek şey şu: Yıllar geçtikçe yalnızca yaşadıklarımız değişmiyor. Onlara bakışımız da değişiyor.
Ve bazen insan geçmişine dönüp baktığında en çok orada ne olduğunu değil artık kim olduğunu fark ediyor.
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.