Deneme

Gece Yarısı Gölgesi

2 dk okuma 32 okunma
Gece Yarısı Gölgesi

Zamanın teğet geçtiği, kimselerin uğramadığı bir kışlada tutuluyor insan kendi özüyle. Göğüs kafesinin ardında, unuttuğunu sanıp da aslında her gece yarısı fısıltısıyla irkildiği bir gölge var; varlığı kaleme dokununca sızlayan, yokluğu insanı kendi tenine yabancı kılan bir yan...

Ne zaman bir nefes boyu öne çıkmak, "Ben de buradayım!" diye bağırmak istese zihnin soğuk zincirleri sarıyor bileklerini. Düşüncelerin kendi elleriyle ördüğü o zindan, duvarlarını daha da kalınlaştırıyor. Susturulan her nida; boğazda düğümlenen ağlamaklı bir iç çekişe, kabuk bağlamasına izin verilmeyen taze bir yaraya dönüşüyor. Yine de içten içe süregelen o naif saflık durmuyor: Her şeye rağmen yeniden doğacağına inanmak ya da belki de bu acımasız dünyada sadece buna sığınacak kadar hayalperest kalabilmek...

Gerçeklik, soğuk ve keskin bir bıçak gibi dururken karşımızda; ruh, o kırık dökük hayallerin peşinde adım atmaya zorluyor bedeni. Fakat ne garip ki adımlar sıklaştıkça menzil uzaklaşıyor, yol uzayıp gidiyor karanlığa doğru. Kör duyguların ardında bocalarken vakitsiz bir rüzgârın önündeki yaprak misali sürükleniyor ruh; yavaş yavaş, sessizce ve her santiminde biraz daha kanayarak.

Belki de insanı ayakta tutan şey, o zindana hapsettiği yanının bir gün zincirlerini kıracağı ümididir. Bütün bu susuşların, o büyük ve sessiz kıyametin doğum sancısı olduğuna inanmaktan başka ne kalır ki elde?

Paylas:

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Gizem Gökmen

Gizem Gökmen

4 Yazı 299 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol