Günlük

Bize Bir Umut Lazım, Bir Hayal

3 dk okuma 50 okunma
Bize Bir Umut Lazım, Bir Hayal

Bize Bir Umut Lazım, Bir Hayal

İlk çığlığımızla kendimizi belli ettiğimiz bu dünyada nasıl bir hayata yol alacağımızı kestirebilsek belki de farklı olabilirdi her şey. Ne çok üzüldüğümüz, ne kadar az sevindiğimizin hesabını hep zamana yükledik. Tadına baktık hak edip etmediklerimizin...

 Merhabanın gizemiyle başladı yolculuğumuz ve elveda diyemeden bitti apansız. Gülerken ağladık, ağlarken güldük çaresizce.

Çocukluğumuz… Bazen bir çiçeği okşarken, kuşların cıvıltısına koşarken, isimler uydururken her bir yıldıza ve icat ettiğimiz mucidi olduğumuz oyunlarda bulduk kendimizi. Mutlu bir sabaha uyandık böylesi uykularda.

Gözlerimiz kendini umuda ve hayale yasladı. Kendimize tutamayacağımız sözleri yasakladık, masumduk çünkü; yapmacıksız.

Gün geçtikçe daha da görünür oldu her şey. İnsanların dışında ne varsa hepsinin aynı kaldığını, doğallığını koruduğunu ve yaşama amacına hizmet ettiğini fark ettik. O zaman giderek koyulaştı anlaşılması imkansız olanın yalnız insana özgü olduğu.

Açılan her kapı kendine kapanacaktı ve her birimizin ayrı bir kapıdan girmesinin her şeyin doğal bir sonucu olduğunu yalnız kendimiz bilecektik. Farklıydı çünkü seçimlerimiz, kabullerimiz ve itirazlarımız…

Kendi iç sesimizin duyduklarımızla ne benzerliği ne de tıpatıplığı mümkün görünmüyordu. Ben olamadığımız gibi, biz olamayacağımızın resmini her yerde açık bir şekilde gördük.

Aynalar güldü yüzümüze, gülüşümüzü kaybettiğimiz en tenha yerde. Sığamadığımız koca bir evrende yan yana yalnızlaştık giderek.  Neyi yanlış yaptık, nasıl yaptık, neden böyle bir sonuca gitti bir türlü açıklayamadık.

Belki de yalana uyandık ve yalanı hiç sindiremedik içimize. Bu boşluk, bu hiçlik, bütün bu karmaşa kaynağı belirsiz anlamın ve anlamsızlığın girdabında en dibe çekerek savurdu gerçeğimizi.

Oysa zamanı, şartları ve olup biteni doğru okuyabilsek, anlayabilsek, sırtımızı dönmeyip kucaklaşabilsek bir şansımız olabilirdi belki de. Öğretmeni de öğrencisi de bizdik bu hayatın ve hayatın kendisi bizimle bulurdu asıl hüviyetini.

İnsan, zaman ve hayat belki bir bilmeceydi; istesek de istemesek de yaşıyorduk bu denklemin kendisinde. Çocuk kalabilseydik keşke, hep doğru kapıdan girip tüm masumiyetimizle kapanabilseydik kendimize; ya da kendimize kapanan bir kapının varlığını hiç yitirmeseydik yıllar geçtikçe.

Şimdi kendimizi hüsrana uğradığımız, yıkıldığımız, kendi karanlığımızda kaybolduğumuz bir anda yepyeni bir başlangıç temelinde yeniden inşa etmeye çalışıyoruz; yalnız kendimize tutunarak.

Bir umut, bir hayal yeterse…

        Erkan Eren

Paylas:

Yorumlar 1

5 / 5 (1 yorum)
Sema Sarı
Sema Sarı

Her satırında kendimizden, ertelediğimiz çocukluğumuzdan ve zamana yüklediğimiz hesaplardan bir parça bulduğumuz çok güçlü satırlar. "Gülerken ağladık, ağlarken güldük çaresizce'"derken hayatın o kaçınılmaz dualitesini ne kadar da naif özetlemiş yazarımız... Gökyüzüne bakıp yıldızlara isimler uydurduğumuz o günlerin masumiyetini özleyen herkesin ruhuna dokunacak bir yazı olmuş. Sitemizde bizleri böyle derin yolculuklara çıkaran kalemlerin olması gurur verici. Emeğinize ve hislerinize sağlık hocam🙏🙏

Erkan Eren
Erkan Eren Yazar

Çok teşekkür ederim Sema hanım. Sizin gibi kıymetli bir yazardan bunları duymak gururlandırdı beni, onore etti. Saygılarımı sunarım.

Yorum Yaz

Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.

0 / 3000
Erkan Eren

Erkan Eren

18 Yazı 793 Okunma
Giriş Yap Kayıt Ol