Bir Çocuğun Değeri Kaç Net Eder?
Yarın binlerce çocuk aynı heyecanla uyanacak.
Kimisi alarm çalmadan gözlerini açacak. Kimisi kahvaltı masasında sessizleşecek. Kimisi “Hazırım” diyecek, kimisi hazır olup olmadığını bilmeden yola çıkacak.
Ve sonra milyonlarca göz, birkaç saat içinde açıklanacak sonuçlara çevrilecek.
Oysa ben bugün başka bir soru sormak istiyorum:
Bir çocuğun değeri kaç net eder?
Yüz net mi?
Doksan net mi?
Yetmiş net mi?
Yoksa hiçbiri mi?
Çünkü yıllardır çocuklarımızı sınavlara hazırlarken bazen farkında olmadan onları rakamlara dönüştürüyoruz. Bir süre sonra çocuklar da kendilerine aynı gözle bakmaya başlıyor. Çözdükleri soru kadar yeterli, yaptıkları yanlış kadar eksik hissediyorlar.
Oysa bir çocuğu çocuk yapan şey netleri değildir.
Bir arkadaşının ağladığını fark edip yanına oturmasıdır.
Yerde gördüğü bir canlıya zarar gelmesin diye yolunu değiştirmesidir.
Hayal kurmasıdır.
Merak etmesidir.
Düşüp yeniden kalkabilmesidir.
İnsan kalabilmesidir.
Bugün sınava hazırlanan çocukların çoğu henüz hayatın başında. Omuzlarında taşıdıkları çantadan daha ağır yükler taşıyorlar bazen. Gelecek kaygısı, beklentiler, karşılaştırmalar, “başarmalısın” cümleleri…
Biz yetişkinler iyi niyetle konuşsak bile, bazen çocukların kalbinde başka anlamlar bırakabiliyoruz.
Çünkü çocuklar çoğu zaman söylenenleri değil, hissettiklerini büyütüyor.
Bir bakışı…
Bir sessizliği…
Bir hayal kırıklığını…
Bu yüzden yarın sınava girecek her çocuğun bilmesi gereken bir şey var:
Bu sınav önemli olabilir.
Ama sen ondan daha önemlisin.
Bu sonuç hayatında bir kapı açabilir.
Ama hayatın bütün kapıları bu sonuçtan ibaret değildir.
Çünkü insanın değeri bir optik forma işaretlediği doğru cevaplarla ölçülmez.
Hayat bize bunu yıllar geçtikçe öğretir.
Bazen en yüksek puanları alanlar değil, en güzel kalbi taşıyanlar iz bırakır.
Bazen bir meslek değil, bir vicdan değiştirir dünyayı.
Bazen bir başarı belgesinden çok, bir insanın başka bir insana verdiği umut kıymetlidir.
Yarın sınav salonlarının dışında bekleyen anneler, babalar ve öğretmenler olacak.
Belki ellerinde su şişeleri…
Belki dudaklarında dualar…
Belki kalplerinde çocuklarından daha büyük bir heyecan…
Çünkü bazı sınavlara sadece çocuklar girmez.
Onlarla birlikte biz de bekleriz.
Onlarla birlikte biz de umut ederiz.
Ve belki yarın, sonuç ne olursa olsun, çocuklarımıza söylememiz gereken ilk cümle şu olmalı:
“Seni bir sonuç için değil, sen olduğun için seviyorum.”
Çünkü bir çocuğun en çok ihtiyaç duyduğu şey başarı değil; koşulsuz sevildiğini bilmektir.
Yarın sınava girecek bütün çocuklara yürekten başarılar diliyorum.
Kaleminiz bilgiyi bulsun.
Zihniniz sakin kalsın.
Yüreğiniz cesaretini kaybetmesin.
Ve ne olursa olsun unutmayın:
Bir çocuğun değeri kaç net yaptığıyla değil, hayata kattığı güzellikle ölçülür.
Yorumlar 5
Muhteşem bir yazı olmuş,çocukları aldıkları notlarla değil,yaptıkları güzel davranışları övmeli,onları koşulsuz sevdiğimizi hissettirmeli ,bir iş için harcadıkları emeği takdir etmeli,yüreğinize sağlık, kaleminiz daim olsun 🌷⭐️💫
Yüreğine sağlık çok anlamlı bir yazı. Seni bir sonuç için değil sen olduğun için seviyorum….
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.