BAHÇEDEKİ SON SOHBET
"Bahçeye insene..." diyorlar bana.
"Toprağa bas, biraz hava al.
Asmanın altında otur, iyi gelir."
Nasıl anlatayım size?
Benim için o bahçe bir bahçe değil artık.
Orası, ömrümün en ağır cümlesinin kurulduğu yerdir.
Ben annemi en son orada gördüm...
Asmanın gölgesi yüzüne düşüyordu.
Rüzgâr saçlarını usulca okşuyor,
güneş sanki biraz daha geç batmak istiyordu.
Elinde çayı vardı,
gözlerinde her zamanki merhameti...
Ben konuşuyordum.
O dinliyordu.
Sonra o konuşuyordu,
ben gülümsüyordum.
Nereden bilebilirdim ki...
İnsan, annesiyle yaptığı son sohbetin son sohbet olduğunu bilse,
bir kelimeyi bile yarım bırakır mı?
Bir sarılışı çabuk bitirir mi?
Kapıdan çıkarken dönüp bir kez daha bakmaz mı?
Ben bilemedim...
Meğer kader, o gün sessizce arkamızda durmuş,
veda saatini bekliyormuş.
Sonra...
Eylül geldi.
Takvim yapraklarında sıradan bir ay gibi duran o isim,
benim ömrümde kapanmayan bir yara oldu.
Eylül yine kalleşliğini yaptı.
Benden çocukluğumu aldı,
başımı yasladığım omzu aldı,
yorulduğumda "Gel oğlum." diyen sesi aldı.
Bir evin ışığını söndürmek kolaymış meğer.
Anne gidince anlıyor insan...
Ev aynı ev kalıyor,
duvarlar aynı duvar,
kapılar aynı kapı...
Ama yuva olmaktan çıkıyor.
Şimdi bana soruyorlar:
"Neden bahçeye inmiyorsun?"
Çünkü o bahçede bir sandalye var...
Kimse oturmuyor.
Ama ben her baktığımda annemi görüyorum.
Çayın buharı tüter gibi oluyor gözümde.
"Kıymetlim..." diye seslenecek sanıyorum.
Sonra sessizlik...
Öyle ağır bir sessizlik ki...
İnsan kendi kalbinin sesinden ürküyor.
Beş yıl olmuş diyorlar.
Hayır...
Siz takvimi sayıyorsunuz.
Ben özlemi sayıyorum.
Her sabah "Anne..." deyip de cevap alamadığım günleri sayıyorum.
Her bayram eksilen sarılışları sayıyorum.
Her Eylül geldiğinde yeniden yıkılışımı sayıyorum.
Çünkü bazı insanlar ölmez.
Sadece görünmez olurlar.
Anneler böyledir.
Onlar toprağın altında değil,
Evladının nefesinde,
Duasında,
Gözyaşında,
Hatıralarında yaşamaya devam eder.
Belki bir gün...
Yine inerim o bahçeye.
Asmanın altındaki boş sandalyeye otururum.
Bir bardak çay koyarım.
Karşıma kimse oturmaz belki...
Ama ben bilirim.
Rüzgâr yaprakları sallarken,
Bir yerlerde annem bana yine gülümsüyordur.
Ve ben o gün anlarım...
Bahçeden kaçmıyormuşum.
Ben, annesiz kalan çocukluğumdan kaçıyormuşum.
Çünkü bazı acılar unutulmaz.
Bazı vedalar bitmez.
Ve bazı anneler...
Evlatlarının yüreğinde ömür boyu yaşamaya devam eder...
#MehmetYETEK
Yorumlar 1
Anneyle geçen o son anın ağırlığı çok vurucu anlatılmış. Çok dokunaklı ve gerçek bir şiir olmuş. Kaleminize yüreğinize sağlık 👏
Değerli yorumunuz için teşekkür ederim hocam
Yorum Yaz
Yorumunuz onaylandıktan sonra yayınlanacaktır.